Depresyon mu oda ne ?


Depresyonla mücadele için mutlaka ilaç kullanmanız ya da psikolojik destek almanız gerekmiyor. Mercimek yorgunluğu yok ediyor, palamut ve hamsi mutluluk veriyor. İşte sağlığınız için diğer ipuçları…

Depresyonla mücadele etmek için mutlaka ilaç kullanmanız ya da psikolojik destek almanız gerekmiyor. Hamsi, palamut ve mercimek gibi Omega-3 içeren gıdalar, depresyon tedavisinde önemli bir rol oynuyor..

Beslenmek yaşamamız için gerekli olduğu kadar, yaşam kalitemizi artırmak için de gereklidir. Her konuda mucizevi etkiler yaratan besinler; kendini yorgun, mutsuz ya da asabi hissedenlerin, kısacası depresyonda olanların da imdadına yetişiyor. Medical Park Hastanesi’nden Diyetisyen Sevil Nas Can; vücuttaki kolesterol ve yağ seviyeleri üzerinde, bağışıklık sistemini güçlendirmede, göz ve cilt üzerinde olumlu etkileri bulunan Omega-3 içeren gıdaların, sinir sistemine de çok iyi geldiğini söylüyor. Can; kış aylarında iyice artan depresyon durumlarında kendimizi daha iyi ve sakin hissetmemizi sağlayacak, beynimizi güçlendirecek ve strese karşı direncimizi artıracak olan Omega-3 içeren gıdaları sıraladı: (daha fazla…)



RUH SAĞLIĞININ KORUNMASI İÇİN NELER YAPMALI ?


-Kendimizi ve diğer insanları olduğu gibi kabul etmeli;düzeltilmesi gereken yanlarımızı gözden geçirmeliyiz.

-Kendimize ve topluma karşı saygı ve sevgi göstermeliyiz.Narsizm boyutunda olmamak koşuluyla öz benliğimize güvenmeli ,onu sevmeliyiz…

-Çevrede;kişilerarası ilişkilerde,toplumsal ilişkilerde;barışcıl;iyi niyetli davranmalı,çevreye güven telkin etmeliyiz.

-Her insan gibi bizim de yanlışlıklar yapabileceğimizi kabul etmeliyiz.ta ki,bir daha aynı hatalara düşmeyelim…

-Hayatta bir çok olumsuzluklar,örneğin;trafik,çevre kirliliği,su problemi,ekonomik,sosyal,siyasal krizler olduğunu görüyoruz.Elbette ki bunlar ruhsal yapımızı olumsuz etkileyecek,fakat yaşadığımız ortamda mutlaka zevk alacağımız güzellikler vardır.Onları görmeye çalışalım.Örneğin;yürüdüğümüz bir bahçedeki çöplüğe değil,hoş kokulu güllere ve doğanın yeşilliğine bakalım.’’Güzel görüp,güzel düşünüp,hayatımızdan lezzet alalım.’’ (daha fazla…)



Depresyon ve Ağlama


Ağlarsa anam ağlar,gerisi yalan ağlar?

“Erkek adam ağlamaz?

“Sulu gözlü

“Dokunsalar ağlayacak gibiyim?

“Allah aşkı için göz yaşı döküyor?

Ağlamakla ilgili yukarıdaki gibi bir çok sözler söylenmiştir.Ağlamak çok doğal  ve olması gereken bir davranıştır.Evren içerisinde onun küçültülmüş bir örneği olan insan evren içindeki genel düzen ve cihengin bir parçasıdır.Dolayısıyla var olan hiçbir özellik boş ve anlamsız değildir.Ağlamayı doğuran uyaranlar hem hüzün verici hem de sevinç uyandıran uyarılardır.beyin duygusal merkezlerinde çıkan emirlerle göz yaşı bezleri faaliyete girer ve göz yaşı üretilmeye  ve akmaya başlar.Tabii ki bu arada stres gerginlikler,aşırı sevinç ve heyecan giderilmiş ve yatıştırılmış olur.insan kas ve sinir sistemini yatıştıran bir işlevi vardır. (daha fazla…)



Anksiyete Bozukluğu


Anksiyetenin en iyi tanımı, somatik belirtilerin de eşlik ettiği, normal dışı, nedensiz bir tedirginlik ve korku halidir.

Anksiyeteyi, kaygı, sıkıntı, bunaltı, endişe olarak da adlandırabiliriz. Anksiyete yaşayan kişi bu durumu “kötü bir şey olacakmış hissi”, “hoş olmayan bir endişe hali” ya da “nedensiz bir korku” şeklinde ifade eder. Korku, dışarıdan gelebilecek kaynağı belli gerçek bir tehlike karşısında ruhsal ve bedensel olarak verilen bir tepki biçimidir. Böyle gerçek bir tehlike ile karşılaşan kişi şiddetli bir korku duygusuyla beraber fiziksel tepkiler de gösterir: kalp çarpıntısı, titreme, terleme, gözbebeklerde büyüme, ürperme, v.b. gibi. Anksiyete de kişi sanki kötü bir şey olacakmış gibi nedeni belirsiz bir endişe hisseder. Anksiyete, nedeni hakkında net bir bilgimizin olmadığı, içsel bir tehlike ya da tehdit karşısında gösterilen psikolojik bir tepki olmasına rağmen, korkuda olduğu gibi bedensel belirtilerin eşlik ettiği bir durumdur. Bu durum çok hafif bir tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine kadar varan değişik yoğunluklarda yaşanabilir. (daha fazla…)



Kadınlarda Orta Yaş Bunalımı


Son zamanlarda 20′le ve 30′lu yaşlardaki kadınlarda çok sık görülmeye başlayan bir değişiklik var. Önlerinde daha çok zaman olmasına rağmen birdenbire orta yaş bunalımına giriyorlar. Bu durum genç kadınlar için önemli ve yaygın bir sorun olmaya başladı ama araştırmacılar da bunun sebebinin, herşeye küçük yaşta sahip olmak olduğunu söylüyorlar…

Amerika ve ingiltere’de üniversitelerin araştırma bölümleri bu yeni sorunla ilgili çalışmalar, araştırmalar yapıyorlar. Bir yanda tıp dünyası insan ömrünü uzatmak, gençlik döneminin süresini arttırmak için geceli gündüzlü çalışırken, bir yandan da gençlerin vakitsiz orta yaş bunalımından yakınmalarına çare aranıyor. (daha fazla…)



Gelişim / Yaşlılık Psikolojisi


Son yıllarda tıbbın gelişmesi, bireyin kendine ve yaşamına daha fazla değer vermesiyle ortalama insan ömrü uzamış, dünyada nüfus ise artmıştır. 2010 yılında dünya nüfusunun %7.3′ünün 65 yaşın üstünde olacağı öngörülmektedir. ( Edirne 2000 Geriatri kongresi )
Yaşlılık dönemi 65 yaş ve üzeri olarak kabul edilir. Algılamada yaşlanmayla birlikte bir azalma, yaratıcı yeteneklerde bir azalma, dikkatsizlik, daha yavaş düşünme hızı görülebilir.
(daha fazla…)



Yaşlılık Korkusu


Her şeyi açıkça ifade edebildiğiyle övünen entelektüellerin birçoğu, kendisini dahi inkar edercesine, yaşlılık ve cinsellik konusuna dokunulmasından utanç duyar, sıkılır, “ayıp” bir konu olarak algılar
Yaşlılıktan korkmanın türü çoktur ve temeli kayıplara dayanır. Kazanma ve kaybetme kaygısıyla geçen yaşamın sonlarına doğru yaklaştıkça, kaygıların korkuya dönüştüğü görülüyor. Yaşlanırken üç şeyi birden kaybedebilir insan: Aklını, cinselliğini, mal ve mülkünü. Bunlar arasında aklını yitirme korkusu daha sonra ortaya çıkar. İnsanlar ilk etapta cinselliğini ve parasını koruma altına almaya çalışırlar.
(daha fazla…)



Madde Bağımlılığı


Madde bağımlılığı alkol, ilaç, uyuşturucu maddeler gibi alışkanlık yapan zararlı maddelerin kişinin yaşama uyumunu bozacak ve belirgin bir rahatsızlık olacak derecede kullanılması sonucu psikolojik ve fizyolojik belirtiler gösterme durumu olarak tanımlanmaktadır.

Bağımlılık psikolojik ve fizyolojik olmak üzere iki türlüdür. Fizyolojik bağımlılık örneğin sigara bağımlılarında nikotine duyulan ihtiyaçtır. Psikolojik bağımlılık ise uzun süreli alışkanlığın devam ettirilmesine yönelik duyulan gereksinmenin düşünce örüntüsü halidir.

BAĞIMLILIK NASIL OLUŞUR?

Bunu bir örnekle açıklayabiliriz. Paralel bir düzlem düşünün. (daha fazla…)



Ergenliğin Temel Özellikleri


Ergenlik çağı; çocukluktan yetişkinliğe geçiş hazırlıklarını içine alan bir gelişme dönemidir. Ergenlik öncesi dönem, ani bir boy artması özelliklerinin belirmesiyle başlar. Ayrıca zihinsel ve toplumsal değişme ve olgunlaşma dönemidir. Bu yaşlarda çocuk yetişkin beğenisinden çok, yaşıtlarının beğenisini kazanma yolundadır. Erkek çocuklar daha çok dışarıya bağımlı, kızlar olgun evcil bir görünüme bürünmüştür. Her iki cinste kendi cinsel kimliğinin niteliklerini kazanma yolundadır. (daha fazla…)



Gençlik Çağı ve Sorunları


Ruhsal Özellikler:

İlgileri artmış gelgeç hevesleri çoğalmıştır. Başkaları tarafından nasıl görüldüğünü merak eder. Dinlediği müzik, beğendiği sanat etkinlikleri değişiktir. Uzun uzun düşler kurar. Hatıra defteri tutmaya başlar. Şiir, öykü yazmaya özenir. Yazdıklarında gizliliğe dikkat eder. (daha fazla…)

Sonraki Sayfa »

єнѕια is proudly powered by WordPress and themed by Mukkamu